Powered By Blogger

21 Eylül 2014 Pazar

Aman Dikkat Arkadaşlar!

Selamlar Canlar...

Sevgili Tırtıl arkadaşımın yazdığı bir yazı. http://bir-tirtil.blogspot.com.tr ise arkadaşımın blogu.

  Tırtıl arkadaşım dolandırılmak üzerine hiç üşenmemiş çekinmemiş araştırmış soruşturmuş ve dolandırılan biri ile bir söyleşi yapmış. Gelecekte hatalar yapmamak adına bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Benden söylemesi. Ellerine sağlık arkadaşım. Gerçekten şahane bir yazı olmuş. Okuyan ve anlayan için tabi ki...

                                                                                                      Bencillik Kötüdür, Paylaşmak İyidir...
                                                                                                                      HIRÇIN GAY

Çıldıralım... Bir tatilim böyle geçti...

Selamlar Ballar...

   Bugün aslında çok özel olan bir şarkıdan bahsedeceğim. Bu şarkı resmen biz kaşar gaylar için yazılmış bir şarkı. Her ne kadar yerim itibari ile bütün bunları yapamasam da yazın Bodrum'da olduğum zamanlar şarkıda ki bahsi geçen kelimelerin dibine vurmuşum. Şarkımız:

   Evet. Şarkımız Ankaralı Yasemin'den Çıldıralım adlı parça. Eğer ki Hırçın ben bunu dinleyemiyorum, mobildeyim, fakirim ben gb yok telefonumda gibi bahanelerle dinleyemeyecek olursanız her zaman kıyağımı yaparak şarkının sözlerini yazacağım. Yapacağım bunu...

Ankaralı Yasemin - Çıldıralım 

Çıtı pıtı giyelim, güzel olalım.
Diskolara, barlara saldıralım. x2

Kızacaksa kızsın annem,
Sabaha da kadar oynayalım. x2

Önümüze gelene de laf atalım,
Ortalığı birbirine katalım. x2 

Kopalım ayda yılda bir,
Hoplayalım, zıplayalım, çıldıralım. x2

Çıldıralım, çıldıralım,
Bu gece hepimiz çıldıralım.

Çıldıralım, Çıldıralım,
Hepimiz birden çıldıralım.

Çıldıralım, çıldıralım,
Bu gece hepimiz çıldıralım.

Çıldıralım, Çıldıralım,
Hepimiz birden çıldıralım.

Cüzdan da kuruş kalmasın,
Paramızı Turamızı harcayalım. x2

Güzellik bizden sorulsun,
Herkese kıyak, jest yapalım...

Önümüze gelene de laf atalım,
Ortalığı birbirine katalım. x2 

Kopalım ayda yılda bir,
Hoplayalım, zıplayalım, çıldıralım. x2

Çıldıralım, çıldıralım,
Bu gece hepimiz çıldıralım.

Çıldıralım, Çıldıralım,
Hepimiz birden çıldıralım.

Çıldıralım, çıldıralım,
Bu gece hepimiz çıldıralım.

Çıldıralım, Çıldıralım,
Hepimiz birden çıldıralım.


    Evet. Şarkının sözleri böyle. Sözler tam olarak Bodrum'da bir ay kalan beni anlatıyor. Tüm tatil gecelerim bu şarkıdaki söylenenleri yapmaktan ibaret olmuş onu fark ettim. Gece yanıma 250 TL alıp beş kuruşsuz otele döndüğüm çok olmuştur. Bundan dolayıdır ki eğer deli gibi zengin değilseniz ve eğlenmeyi çok seviyorsanız Bodrum gibi yerlere tatile gitmeyin. Ben öyle yaptım ve en sonunda otelin barına kalmış orada pinekliyor bulmuştum kendimi. Derseniz ki Hırçın ben kendimi tutarım o kadar para harcanır mı? Mal mısın olm? eyvallah. Evet. Mal olduğumu kabul ediyorum. O kadar para hele ki öğrenciyken zaten harcanmaz fakat o zamanlar da hayatımda unutmayacağım anılar olarak hafızamda yer etti. Mesela mini şortumu giyip Dia Noche ya da Sapphire gittiğim zaman herkesin bana bakması ama olumlu olarak bakması ve benim dilediğim gibi dans etmem unutulmazdı. Dia Noche'de çalışan barmen. Canımsın. Buradan tüm sevgilerimi hatta öpücüklerimi yolluyorum. Sende olmasan param bittiğinde kim bana cin tonik verecekti. Çok iyi anlaştığım animatör arkadaşlarım da vardı gerçi. Sağ olsunlar hiç alkolsüz bırakmadılar beni mekanlarda. Gay mekanlara çok fazla gitmedim. Gerekte duymadım açıkçası. Orada ki çoğu mekan eşcinsel dostu mekan zaten.


  Önüme gelene laf attığım doğrudur. Affetmem... Eğer ki ateşli bi parçaysa ister hetero olsun ister eşcinsel hiç fark etmez. Lafımı ortaya atarım ve o laf mutlaka yerine gider. Ama bi tanesi vardı ki aman tanrım!! Bak hala unutamam onu. tahmini 1.95 boy, o omuzların genişliği, o vücutla uyum içerisindeki karın kasları, şortunu patlatmak üzere olan baldır kasları ve buna ek olarak bacak kasları, o giydiği gömleğin açık üst düğmesinden görünen hafif ama erkeksi kıllar, o saç şekli, o gözlerin yeşilliği... Bana onu bulun laaağğnn!!! Eğer okuyorsan bu yazımı ben sende tutuklu kaldım bilesin. Tabi ki imkansız bir şey söyledim şuan farkındayım ama yerim seni lan! Neyse. Kendime gelmeliyim. Sakin olmalıyım. Uuuu beybi... Huuuuh! Tamam. Kendimdeyim. Neyse. Böyle taşlar da yok değil. Ben ki günlük ilişkilere çok karşı olan Hırçın, onunla tek gecelik olarak birden fazla gece birlikte olabilirdim. Her gece tek gece olurdu benim için. Hatta tek sabahlık bile olabilirdi. Tek öğleden sonralık falan. Olum lan! Hep yanımda olmalıydın sen! Kızlar senin kıymetini bilemez. valla bak! Seni pamuklara sarmalar sarardım resmen. Libidom göklerde!!! Durdurabilene aşk olsun! 

  Bodrum'da Ankaralı Yasemin'in Çıldıralım şarkısı tadında ki tatilim bittikten sonra ve eve geri döndükten sonra ki modum tam bir Cem Adrian moduydu. Tamam. bir Cem Adrian fanatiği olabilirim ama o günlerden sonra çok ağır gelmişti bana. Resmen Cem Adrian'ın Yalnızlık klibini çekiyordum evde. Yani bir kamera konulsa o şarkıya klip olabilirdi. Yıkılmıştım. Neredeyim lan ben!? olmuştum resmen... Laf atacak kimse yok. Saldıracak disko - bar hatta saldırılma niteliğini taşıyan bir kafe bile yok. Geçen sene New York'tan döndüğümde hissettiğim depresyonu hissetmiştim. Ahh o Gümbet.... Az mı çektin benim çığlıklarımı? Sarhoş olduktan sonra eğlenirken müziğe kendimi kaptırıp çığlık attığım doğrudur. Kezbanlık kat sayımda ki artış inanılmaz olmuştu orada ama mutluydum. Mini şortlarımla mutluydum ben... Yine yaz gelecek... Bu sene nereye gitsem diye de düşünmüyor değilim. Bodrum bana baya pahalıya patlamıştı çünkü. Bakalım. Nasip kısmet... 

                                                                                                                         Yine Yazı Bekleriz...
                                                                                                                              HIRÇIN GAY

20 Eylül 2014 Cumartesi

Telefondan İlk Post, İlk Yazı, İlk Bişiler İşte...

Merhaba Canlar...

  Telefondan da blog yazabileceğimi biliyorum artık. Bunun verdiği mutluluk ile doluyum suan ve bu yazıyı yatağımda telefonumdan yazıyorum. Imla kurallarina dikkat etmeye çalışıyorum elimden geldiğince. Neyse. Bu güzel haberden sonra artık nereden olursa olsun başınızın etini yiyebilirim. Kaldı ki telefon üzerinden normal bir tarayıcı kullanarak yine yazı yazabilirdim fakat telefondaki tarayıcıyı kullanmak için gözlerimin yeterli olmadığına kanaat getirdim. O yüzden de bu program çok işime yaradı açıkçası. Her ne kadar öyle büyük değişimlere ve ön izlemelere izin vermese de ya da -programı ezeceğim müsadenizle- ön izleme yapamasa da anlık gelişmeler olduğunda ve/veya tatilde olduğumda güncelleme yapmaya devam edebileceğim. Sanırım uyusam iyi olacak. Hayat burada hala sıkıcı. Iyi geceler ballar.

                                              Teknoloji iyidir...
                                                 HIRÇIN GAY

Who You Are

Merhabalar...

 Bugün playlistimde gezinirken durdum ve çok uzun zamandır ismini duyduğum fakat bir türlü koca kıçımı kaldırıp izleyemediğim Sweet November (Kasımda Aşk Başkadır) filmini izlemeye karar verdim. Filmi izledim fakat filmin çok farklı bir tesiri oluştu benim üzerimde. İlk başta amaaan ne boktan bi film lan. Sonu bi boka benzemiyor dedim. 5 dakika geçti hala aklım o sonda. Filmi izlemeden yazımı okuyan olursa diye de yazmıyorum sonunu. Neyse. Sonrasında playlistimden şarkı dinlemeye devam etmeye karar verdim. Karşıma gelen şarkı Jessie J - Who You Are. Neden bilmiyorum şarkının ritmi ve sözleri o filmden sonra beni çok etkiledi. Duygusallığımın uç noktalarında bir yerlerde benliğim bayrak dikmiş ve o bayrağın dibine kıvrılmış hıçkıra hıçkıra ağlıyor olduğunu fark ettim. Bu kadar derin hissettiğimi hatırlamıyorum daha önce. Yaklaşık 45 dakikadır bu şarkıyı dinliyorum. Tekrar tekrar tekrar... Sözlerini de paylaşmam gerektiğine karar verdim şuan. Belki dinlemek isteyen olursa diye de şarkıyı da paylaşacağım...


Who You Are
Oh oh oh oh oh oh oh oh yeah yeah
I stare at my reflection in the mirror
Why am I doing this to myself?
Losing my mind on a tiny error
I nearly left the real me on the shelf
No, no, no, no, no,no
Don't lose who you are in the blur of the stars
Seeing is deceiving, dreaming is believing
It's okay not to be okay
Sometimes it's hard to follow your heart
Tears don't mean you're losing
Everybody's bruising
Just be true to who you are
Who you are, who you are, who you are
Who you are, who you are, who you are no no no no no no
Who you are, who you are, who you are who you are who you are
Brushing my hair, do I look perfect?
I forgot what to do to fit the mold, yeah
The more I try the less it's working, yeah, yeah, yeah
'Cause everything inside me screams
No, no, no, no, no,no,no,no
Don't lose who you are in the blur of the stars
Seeing is deceiving, dreaming is believing
It's okay not to be okay
Sometimes it's hard to follow your heart
But tears don't mean you're losing
Everybody's bruising
There's nothing wrong with who you are
Yes, no's, egos, fake shows like whoa
Just go and leave me alone
Real talk, real life, good luck, goodnight
With a smile, that's my home; that's my home
no
No, no, no, no, no
Don't lose it all in the blur of the stars
Seeing is deceiving, dreaming is believing
It's okay not to be okay
Sometimes it's hard to follow your heart
Tears don't mean you're losing
Everybody's bruising
Just be true to who you are
Yeah, yeah, yeah


                                                 Kimsin Sen

Aynadaki yansımama bakıyorum...
Neden bunu kendime yapıyorum?
Ufak bir hatada aklımı kaybediyorum,
Neredeyse gerçek beni rafta terkediyorum...
"Hayır, hayır, hayır, hayır..."
Kim olduğunu kaybetme, yıldızların bulanıklığında!
Görmek aldatıcıdır, hayal kurmak inanmaktır,
İyi olmamak da iyidir...
Bazen kalbini takip etmek zordur.
Gözyaşları kaybettiğin anlamına gelmez, herkes yaralanır,
Sadece kim olduğun hakkında doğru ol
(Kimsin sen)x11
Saçlarımı tarıyorum, mükemmel görünüyor muyum?
Formda olmak için ne yaptığımı unuttum, evet!
Ne kadar denersem, o kadar az çalışırım evet evet evet
Çünkü içimde her şey "hayır, hayır, hayır, hayır..." diye çığlık atıyor
Kim olduğunu kaybetme, yıldızların bulanıklığında!
Görmek aldatıcıdır, hayal kurmak inanmaktır,
İyi olmamak da iyidir...
Bazen kalbini takip etmek zordur.
Gözyaşları kaybettiğin anlamına gelmez, herkes yaralanır,
Kim olduğunla ilgili hiçbir yanlış yok!
Evet, hayırlar, egolar, sahte şovlar
"Woo" gibi, sadece git ve beni yalnız bırak!
Gerçek konuş, gerçek hayat, iyi aşk, iyi gece,
Gülümsemeyle...
Ben kendimim (ben kendimim) "hayır, hayır, hayır, hayır..."
Kim olduğunu kaybetme, yıldızların bulanıklığında!
Görmek aldatıcıdır, hayal kurmak inanmaktır,
İyi olmamak da iyidir...
Bazen kalbini takip etmek zordur.
Gözyaşları kaybettiğin anlamına gelmez, herkes yaralanır,
Sadece kim olduğun hakkında doğru ol
Evet, evet, evet


                                                                                         Bazen Kalbini Takip Etmek Zordur...
                                                                                                          HIRÇIN GAY

16 Eylül 2014 Salı

Yaşasın Bazı Heterosexüel Arkadaşlar...

Selamlar Canlar...

  Bir çok eşcinsel heterosexüel  kişileri sevmez. Bunun nedeni  olarak yanlış arkadaş seçimlerini görüyorum. Şöyle ki; bazı  arkadaşlar vardır ki seninle sen olduğun için beraberlerdir. Bu insanlarla  hayat o kadar kolaylaşır o  kadar güzel olur ki yaşamaya doyamazsınız.

  Yaklaşık 2  haftadır üniversite şehrimdeyim fakat 2 hafta cehennem gibi mi yoksa boş dipsiz bir kuyu gibi miydi? karar veremedim... Taa ki bugün henüz sabah gelmiş olan  arkadaşlarımın bana kahvaltıya gelişine kadar. Evet. Hepsi  heterosexüel. Ve  tekrar evet. Hepsi  benim "gerçekte" kim olduğumu  biliyorlar. Henüz yargıladıklarını görmedim, duymadım. İşin  garip yanı bir çok  eşcinsel arkadaşımdan  daha yakınlar bana. Gerçi en yakın arkadaşım olan ve kardeşimden de öte olan Varoş arkadaşım - yanlış anlaşılmasın. Varoş bizim kendi aramızda birbirimize kullandığımız lakap. Hepimiz birer varoşuz ve işin ilginç tarafı bu bize çok samimi geliyor. Samimi gelmeyenlere de selamlarımı yolluyorum. Sizi ilgilendirmez oturun oturduğunuz yerde.... - ilk öğrendiğinde okkalı bir tokat salladı bana olayın şoku ile ama zaman içerisinde hatta şoktan hemen sonra bağrına bastı ve hep yanımda olduğunu söyledi. Gerçekten de hep yanımda oldu. Hep destekledi beni ne yaparsam yapayım. Bende aynı şekilde onun yanında olmaya çalıştım tanıştığımızdan beri. İlk başta sadece ikimizdik. Sonra diğer yakın arkadaşlarımıza da söylemeye karar verdik. Çok yakın olan arkadaşlarım durumumu  biliyorlar ve hepsi de destek oluyorlar sağ olsunlar. Belki de bu kadar sağlıklı düşünebilmeme sebep onlar. Farklı hissetmiyorum kendimi onların yanında. Farklı olmamalıyım da zaten. Ötekileştirilmiyorum. Her konuyu oturup konuşabiliyoruz ve bu sabah 2 haftadır - buraya geldiğimden beridir - kahkaha attığımı hatırlıyorum. Gülmekten gözlerimin yaşardığını hatırlıyorum. Peki bütün bu mutluluk neden? DOĞRU ARKADAŞ SEÇİMİ. İster heterosexüel olsun ister homosexüel, doğru arkadaşlar sizi hep bir adım daha ileri götürüyorlar. Sonraki adımlar için ise yardımcı oluyorlar.
  Tabi bugün yorgunlardı. Bende yorgundum. Dün gece çok geç yattım ve yaklaşık 4 saatlik bir uykuylayım. Buna rağmen kahkahalar attım. İçtiğim çayın tadının ne kadar güzel geldiğini özlemişim. En önemlisi de onları ne kadar özlediğimi anladım bugün. Normalde kahvaltı yapmamak için kalkar kalkmaz dolaptan elma alan ben bugün hiç gücenmeden, hiç tembellik yapmadan zevkle kahvaltı hazırladım. Elimden geldiğince zamanımın  yettiğince güzel bir kahvaltı hazırladım ve yine aynı zevkle kahvaltımı yaptım... Sevgili mi? hahahaha. Güldürmeyin beni. Sevgili bir arkadaşın size gösterdiği anlayışı, size verdiği sevgiyi, sizin için  yaptıklarını ve yapacaklarını yapabilir mi? Belki karşınızdaki bir mecnun ise yapabilir. O da belki. Her kavga da veya her küstüğümüzde sevgililerimizden bir adım beklemiyor muyuz? Peki arkadaşlıklar öyle mi? Arkadaşınız ile küstüğünüz zaman tek bir özür bile yeterli oluyor yine eskisi gibi can ciğer olmanıza. Üstelik soğuklukta olmuyor aranızda. Yine aynı hayatınıza devam edebiliyorsunuz. Sadece çektiğiniz özlem ve hasret kalıyor geriye. Kısıtlı bir zamanım kaldı onlarla beraber geçirebileceğim. Yaklaşık 5 ay sonra hepimiz ayrı yerlere gideceğiz. Peki bitecek mi arkadaşlıklar? Sanmıyorum. Sevgililer uzun mesafede ne kadar dayanabiliyorlar gerçek bir aşk yaşamadıkları sürece? Bu da bir muamma.

  Arkadaşlarımı gerçekten özlemişim. Hayat onlarsız gerçekten susuz bir çöl gibi. Gerçek  arkadaşlar değerlidir. Onları üzmeyin. Benim içinde bulunduğum durumlarda değerleri daha iyi anlaşılabiliyor. Bu durumlara düşmeden önce değerlerini bilin... Bir sevgili bulmak çok kolaydır  fakat bir dost bir arkadaş bulmak bir o kadar zordur. Gerçek manada. Şuan  tek  hissettiğim  mutluluk  ve yalnız olmadığım... Eğer karşınızdaki insanların  sizin tercihlerinize saygı duymasını istiyorsanız önce sizde saygı duymayı bilin. Eğer "Amaaaaaan heterolarla işim olmaz benim. Eşcinsel arkadaş edinmeliyim ben." gibi düşünüyorsanız büyük bir yanılgıdasınız demektir. Tabi ki her eşcinsele gereklidir eşcinsel bir arkadaş fakat çevrenizde size saygı duyan  hetero  arkadaşlarınızın  olması size güven verir. İyi hissettirir.


                                                                                                Arkadaşlar  İyidir... Arkadaşlar Candır...
                                                                                                                  HIRÇIN  GAY

13 Eylül 2014 Cumartesi

Katy Perry - Fireworks


Selamlar Canlar...

Şu anda Katy Perry hakkında yazmak istedim. Bu güzel hatunu hepimizin tanıması gerektiğine karar verdim. Şayet kadın her durumda çok farklı. Yani diğer sanatçılardan. Gerçi Jessie J ile aynı kategoride yarışabilirler fakat Katy Perry'nin anlatım tarzı daha bir başka geliyor bana. ilk örneğimiz olan Katy Perry - Fireworks şarkısına bakabiliriz. Önce Katy Perry'i biraz tanıyalım isterseniz.


Katheryn Elizabeth "Katy" Hudson (d. 25 Ekim 1984), bilinen sahne adıyla Katy Perry, Amerikalı şarkıcı, şarkı yazarı ve oyuncu. Çocukluğunu dinî müzik dinleyerek geçirdi ve gençliğinde gospel tarzında bir kariyerin peşine düşerek ilk albümü Katy Hudson'ı 2001'de yayımladı. Ancak daha sonra dinî olmayan müzikler yapabilmek için Los Angeles'a taşındı. The Matrix ile ilerleyen yıllarda satışa sunulan ortak bir albüm kaydetti. Glen Ballard ile çalışarak bir albüm hazırladı ancak yapımcı şirketi yüzünden yayımlayamadı.

Nisan 2007'de Perry, Capitol Records'la albüm anlaşması imzaladı. İkinci albümü One of the Boys'ta yer alan "I Kissed a Girl" single'ı sayesinde 2008'de ün kazandı. Üçüncü albümü Teenage Dream'den çıkan "California Gurls", "Teenage Dream", "Firework", "E.T." ve "Last Friday Night (T.G.I.F.)" single'ları ABD Billboard Hot 100 listesinde bir numara oldu. Böylece, Billboard Hot 100'da liste başı olan beş şarkıyı içeren ikinci albüm ve bu unvanı yakalayan ilk kadın albümü olarak kayıtlara geçti. Mart 2012'de albüm, bir numaraya yükselen "Part of Me" single'ı da eklenerek Teenage Dream: The Complete Confection adıyla yeniden yayımlandı. Şarkıcının 2013'te çıkan dördüncü albümü Prism'dan ise Hot 100'da liste başı olan "Roar" ve "Dark Horse" single'ları yayımlandı.

Perry, bugüne kadar birçok ödül ve adaylık elde etti. Forbes tarafından 2011, 2012 ve 2013 yıllarında "Müzikte En Çok Kazanan Kadınlar" listesine dahil edildi. Dünya genelinde 11 milyon albüm ve 81 milyon single satarak tüm zamanların en çok satan sanatçılarıarasına girdi. Purr, Meow! ve Killer Queen parfümlerini satışa sundu. Temmuz 2012'de, bir sanatçı olarak kendisinin hayatına odaklanan ve İngiliz oyuncu Russell Brand ile 2010'ların başında yaptığı evliliğin dağılmasını konu alan belgesel filmi Katy Perry: Part of Me'yi yayımladı.

Kaynak!

İsterseniz devamını kaynaktan da okuyabilirsiniz.

Gelelim şarkıya. Öncelikle şarkının klibini izleyelim ve şarkıyı dinleyelim. Sonrasında şarkının sözleri ve çevirisi üzerinden yorum yapacağım...



Katy Perry - Fireworks

Do you ever feel
Like a plastic bag
Drifting through the wind
Wanting to start again

Do you ever feel
Feel so paper-thin
Like a house of cards
One blow from caving in

Do you ever feel
Already buried deep
Six feet under
Screams but no one seems to hear a thing

Do you know that there's
Still a chance for you
'Cause there's a spark in you
You just gotta

Ignite the light
And let it shine
Just own the night
Like the Fourth of July

'Cause baby, you're a firework
Come on show them what you're worth
Make them go, "Oh, oh, oh"
As you shoot across the sky

Baby, you're a firework
Come on let your colors burst
Make them go, "Oh, oh, oh"
You're gonna leave them all in awe

You don't have to feel
Like a waste of space
You're original
Cannot be replaced

If you only knew
What the future holds
After a hurricane
Comes a rainbow

Maybe the reason why
All the doors are closed
So you could open one
That leads you to the perfect road

Like a lightning bolt
Your heart will glow
And when it's time you know
You just gotta

Ignite the light
And let it shine
Just own the night
Like the Fourth of July

'Cause baby, you're a firework
Come on show them what you're worth
Make them go, "Oh, oh, oh"
As you shoot across the sky

Baby, you're a firework
Come on let your colors burst
Make them go, "Oh, oh, oh"
You're gonna leave them all in awe

Boom, boom, boom
Even brighter than the moon, moon, moon
It's always been inside of you, you, you
And now it's time to let it through

'Cause baby, you're a firework
Come on show them what you're worth
Make them go, "Oh, oh, oh"
As you shoot across the sky

Baby, you're a firework
Come on let your colors burst
Make them go, "Oh, oh, oh"
You're gonna leave them all in awe

Boom, boom, boom
Even brighter than the moon, moon, moon
Boom, boom, boom
Even brighter than the moon, moon, moon

Kaynak!



Çeviri:

Havai fişek

Hiç rüzgarla sürüklenen
Ve baştan başlamayı dileyen
Plastik bir poşet gibi hissettin mi ?
Hiç kağıttan yapılmış
Üfleyince yıkılacak
Bir ev gibi hissettin mi ?

Hiç yerin 6 kat dibine gömülmüşün ve
Bağırdığın halde kimse duymuyormuş gibi hissettin mi ?
Biliyor musun,hala bir şansın var senin
Çünkü içinde bir kıvılcım parlıyor

Onu ateşlemen yeterli,bırak ışısın
Geceyi ele geçir,4 Temmuz gibi

Sen bir havai fişeksin
Hadi,göster onlara neye layık olduğunu
Onları kendi hallerine bırak
Gökyüzünde gezinirken

Sen bir havai fişeksin
Hadi,renklerini açığa çıkar
Onları kendi hallerine bırak
Bırak ki düşsünler

Kendini yer israfı gibi düşünmene gerek yok
Sen orijinalsin ve yerin doldurulamaz
Keşke geleceğin neyi getireceğini bilsen
Fırtınadan sonra gökkuşağı elbet gözükecek

Belki sorunun bütün kapıların kapalı olması
Ama sen seni en iyi çıkışa götürecek olanı açabilirsin
Yanan bir ok gibi fırlayacak kalbin
Zamanı geldiğinde anlayacaksın

Onu ateşlemen yeterli,bırak ışısın
Geceyi ele geçir,4 Temmuz gibi

Sen bir havai fişeksin
Hadi,göster onlara neye layık olduğunu
Onları kendi hallerine bırak
Gökyüzünde gezinirken

Sen bir havai fişeksin
Hadi,renklerini açığa çıkar
Onları kendi hallerine bırak
Bırak ki düşsünler

Boom, boom, boom
Aydan bile daha çok parlayacaksın
Hep içindeydi
Şimdi dışarı çıkarmanın vakti geldi

Sen bir havai fişeksin
Hadi,göster onlara neye layık olduğunu
Onları kendi hallerine bırak
Gökyüzünde gezinirken

Sen bir havai fişeksin
Hadi,renklerini açığa çıkar
Onları kendi hallerine bırak
Bırak ki düşsünler

Boom,boom,boom
Aydan bile daha çok parlayacaksın
Boom,boom,boom
Aydan bile daha çok parlayacaksın

Kaynak!


   Çevirisini de verdim. Artık eşşek değilsiniz ya anlarsınız ne demek istediğini hatunun. Hani bazı insanlar vardır çevremizde. Hani gerek fiziksel özellikleriyle gerekse duyguları yüzünden dışladığımız insanlar. Katy bu şarkıda onlara güç vermek istemiş. Gayette başarılı olmuş. Unutmayın herkes orjinaldir ve yerine hiç bir şey konulamaz... Okuduğumuz üzere Katy Perry'den de bir zamanlar bu kadar şöhret başarı beklenmezdi ilk zamanlarda fakat şimdi ki zamana bakacak olursak çok başarılı ve bir çok ödül almış bir sanatçı. İnsanların ileride ne olacaklarını, nereye geleceklerini göremeyiz, bilemeyiz. Şarkıdan yola çıkacak olursak havai fişekte yanıp patlamadan bir hiçtir. Fakat yanıp patladıktan sonra herkes hayran olur... Bu insanlar için tek bir kıvılcım yeterlidir ve sonrasını hayranlıkla izleyebilirsiniz. Su olmayın bu insanlar için. Kıvılcım olun, onlara güç verin ki o insanlar patladıktan sonra kenara çekilip pişmanlıklar içerisinde değil de belki hayranlık içerisinde onları izleyebilesiniz. Şuan için söylemek istediklerim bunlar...




                                                            Havai Fişekler Gökyüzünü Aydınlatırlar!                                                                                                   HIRÇIN GAY

Lanet Olası Eşcinselken Homofobik Olanlar...

Selam Ballar...
  Çok canım yanıyor. Çok içim acıyor canlar. Bazı kendi aralarında LGBT kuran arkadaşlar diğer arkadaşların gizliliğine önem vermeden kendi aralarında bunu paylaşıyorlar. Tamam. Bunu daha önce de görmüş ve bizzat yaşamıştım. İnsanların hayatlarına müdahale edildiğini hiç düşünmeden yapılan bu davranış insanların içlerine çekilmesine ve yeni insanlarla tanışmalarına engel oluyor. Henüz yaşadığım bir olayı yazacağım fakat dışarıda yağmur başladı ve pencereleri kapatmam lazım. 1 dakka...

  Sigara? - Hazır. Teatone? - Hazır. Soda? -Hazır. Camlar? -Kapandı. Ready? Set? GO!!



  Nerede kalmıştım? Evet. Küçük gay grupların içerisindeki dedikodular. Bu dedikodular insan yaşamını inanılmaz derecede etkileyebiliyorlar. İnternette bugün bi arkadaş ile tanıştım ve uzunca muhabbet etme şansım oldu. Eşcinsellik cinsellik değildir. Bunu bütün eşcinsel arkadaşların bilmesi gerekiyor ki  bu hayat bizim için daha yaşanabilir bir  yer olsun... Arkadaşla konuşmaya başladık ve konuşmanın bir yerinde evime davet etmek istedim. Ne de olsa benim yaşımdaydı ve bende burada eşcinsel olarak artık yalnız biriydim. Herkes eşcinsel bir dosta ihtiyaç duyar eğer bir eşcinselse. Aldığım cevap çok alışıldık bir cevaptı. Olay çekinmesiydi. Çekinmesinin nedenini sorduğumda altında dağlar kadar büyük fakat Iceberg gibi suyun altında kalan bir sorunun ortaya çıkmasına şahit oldum. Daha önceleri arkadaşım böyle bir şey yapmış. Sonuç? Bu buluştuğu eşcinsel arkadaşı  kendi grubunda söylemiş bu durumu ve unutmayın: dostunuzun dostu vardır. Bu durum  bu şekilde  uzamış gitmiş ve doğal olarak günümüz Türkiye'sinde rezil gibi hissetmiş. Bu  dedikoduyu yapan arkadaş tam olarak ne amaçlamış olabilir? Öncelikle onu çözümlememiz gerekiyor.

  1- Öz Güven: Farklı bir eşcinsel ile tanıştığı için bunu kendi grubunda söyleyerek öz güven tazelemek  istemiş olabilir. Unutmayın öz güven tazelemenin sırları açıklamaktan başka yolları da var. Bu yolları araştırın.

  2- Grup İçerisinde Seviye Olarak  Yükselmek: Evet. Grubunuz seviyesiz ise o grup içerisinde bu davranışınız ile zaten yükselirsiniz. Fakat dışarıda inanamayacağınız düşüşler yaşarsınız ki siz de o grupla yatıp kalkıp nefes almıyorsunuz. Dış çevrenizi düşünün...

  3- Başarılı Olma İsteği: Bu ister bir eşcinsel grupta olsun  ister normal bir hetero grupta olsun aynıdır. Bir başkası ile  flört olarak dahi olsa buluşmak ve bunu tüm detayları ile arkadaşlara anlatmak  onlara başarı  hissi verir. Verdiği  başarı hissi ise geçicidir ve bu durumda çevreniz sizin başarınız ile değil yaptığınız ayıp ile bakmaya başlar. özellikle eşcinsel gruplarda yapılan bu olay en az  sizin kadar buluştuğunuz kişiyi ve  onun hayatını da etkiler. Sadece saygılı olmalısınız bu gibi durumlarda. Karşıda ki kişi gizli kalmak istiyorsa tamamen onun tercihidir ve de gizli kalmalıdır.

  4- Empati  Yeteneğinden  Yoksunluk: Bu tip  insanlar korkulacak türden olan insanlardır ve çevrelerinde sadece kullanılırlar. Her çeşit şey için. Paraları için, verecekleri laflar için, başkalarını  rezil etmek  için. Bu insanlar  kendilerini o kadar önemli hissederler ki empati kurmaya gerek  bile duymazlar... Eğer bir insanın  böyle olduğunu düşünüyorsanız topuklarınızı götünüze vurdura vurdura  oradan uzaklaşın. O  insanlar için yapılacak pek bir şey yoktur. Psikolog şarttır.

  5- Heyecan Arayanlar: Bu tipler tamamen  can sıkıntısından dolayı yaparlar buluşma işlerini ve bunu bir marifetmiş gibi de insanlara söylemekten çekinmezler... Bunun diğer insanlara da heyecan vereceğini düşünürler  fakat ne kadar süreceği konusunda bir fikirleri yoktur. Onlara kattığı heyecanın çok uzun vadede süreceğini ve bu yüzden onları sürekli seveceklerini sanırlar...




  Aklıma  gelen tipler bu şekildedir ve bu tipler mümkün olduğunca uzak durulması  gereken tiplerdir. Uzak duramıyorsanız da konuşarak  halletmeye çalışmalısınız. Unutmayın! Şiddet hiç bir zaman çözüm değildir. Aksine durumun daha negatif olmasına neden olur.

  Unutmayın  okyanusa düşen bir damlanın yaptığı dalgalar  başka bir yerde tsunami olabilir. Ya da bir yerde kanat çırpan kelebek başka yerde fırtına yaratabilir. Sizin küçük bir dedikodu  diye nitelendirdiğiniz şey başkaları için hayatlarının en  kötü zamanlarını yaşamasına neden olan  bir felaket olabilir. Başkalarının hayatına saygılı olun  ki insanlar da sizin hayatınıza saygılı olsunlar. Daha da önemlisi size saygı duysunlar.

  Dedikodu yapmayınız. Yapanları  uyarınız. Kıyafetler  hakkındaki dedikodulardan bahsetmiyorum. Onlar en sevdiğimden. Yakışmamışsa kendimce yorumumu yaparım tabi ki. Karışamam. Saygı duyarım  ama içten içe de yorumumu yaparım! NET!

  Ben Yağmura karşı TV izleyip Kahve içeceğim... Ayıptır söylemesi yağmur çok güzel.... He birde dedikodular yüzünden şimdiden kaybettiğim gelecekteki arkadaşım için yas tutacağım...

                                                                           Dedikodunun Siyahı Beyazı Olmaz!(Kıyafet Hariç!)
                                                                                                        HIRÇIN GAY


12 Eylül 2014 Cuma

O Gay; Ben de...: İlişki Esnasında Anal Kilitlenme Oluyor mu?

O Gay; Ben de...: İlişki Esnasında Anal Kilitlenme Oluyor mu?

Derdiniz ne sizin?

Merhaba Beybiler...
   Bu yazıda son zamanlarda aslında çok uzun zamandan beri çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu "Fake profillerle ilgi çekme" hastalıklarından bahsedeceğim... 

   Girişte de bahsettiğim gibi her iki cinste de bu hastalık var fakat benim uzmanlık alanıma giren erkeklerden bahsetmek istiyorum. Bu tiplerden benim çevremde yok mu? Tabi ki fazlasıyla var. Olayın nasıl geliştiğini anlatayım. Şimdi çevresindeki insanlardan farklı olduğunu fakat kendini o çevreye ait hisseden ve oradan kopamayacağını düşünen insanlar dışarıdaki insanların da kendilerini aynı çevresindeki insanları dışladıkları gibi dışlayacaklarını düşünürler ve bu insanlarda inanılmaz bir boşluk oluşur. Bu tip insanlar sosyal ağlarda çare aramaya başlarlar. Ne kadar faydalı olur orası da düşündürücüdür. Bu insanlar öz güven eksiklerini sosyal ağlarda gerçek olmayan bir profil açarak ve bu profile sahte resimler koyarak görecekleri ilgi ile yerine koymaya çalışırlar. Ne kadar başarılı olur tabi orası tartışılır. Şöyle ki; bu kazandıkları öz güven onlara sadece kısa sürelerde fayda sağlar fakat uzun dönemde konuya baktığımızda bu sahteliğin gerçek olmadığını anladıkları zaman aslında kendilerinde az da olsa olan öz güvenin de yerini yeller alır ve bu insanlar hayata karşı duruşlarını kaybederler. Bu zaman döneminden sonraki dönemler onlar için daha tehlikelidir. Bu insanlar kaybettikleri öz güveni farklı ve daha kışkırtıcı resimler kullanarak kaybettikleri öz güveni daha fazlasıyla geri kazanacaklarını düşünürler fakat sonuç yine hüsranla biter. Bu süreç zarfında gelen her mesaj veya gösterilen her onlar için adeta şarj makinesi görevini görür ve bataryalarını bu mesajlarla doldurmaya çalışırlar. Hepimizin bildiği gibi bataryaların da her zaman bir sınır vardır. O sınırdan sonra şarj almazlar ve tüketmeye başlarlar. Yine bildiğimiz gibi her bataryanın bir ömrü vardır. Bu ömür bittiğinde kullanılmaz hale gelirler ve çöpü boylarlar. Normal bir elektronik cihazın bataryasını öz güven olarak farz edersek, bataryanın ömrü  bittikten sonra değiştirilebilir  ve bu işlemlere tekrar baştan başlanabilir. Ya insanların? İnsanların öz güven bataryaları  bir  tanedir ve  ömür boyunca aynı  kalacaktır. Aslında bu batarya normal  bir şekilde kullanılırsa çok uzun ömürlüdür ve ölene kadar bir insanı  çok rahat idare edebilir. Fakat sen bu bataryayı devamlı olarak boşaltıp doldurursan kaybetmeye mahkumsundur ve elbet yakın zamanda bataryan ölecektir ve sen artık öz güvensiz bir birey olarak hayatına devam  edeceksindir. Bu yüzden benim nacizane tavsiyem kapatın sizin öz güven bataryanızı bitiren her şeyi. Kendiniz olun, orjinal olun... Fikirlerinizle, konuşmanızla, oturmanız  ve kalkmanızla... Diğer insanların dış görünüşlerine veya kültür seviyelerine özenip kendinizi onların yerine koymayı bırakın ve o kişilerin -varsa-başarılarını  ele alın ve onları hayatınıza kendiniz olarak  uygulamaya çalışın.... Ve  unutmayın; o  sosyal medya da mesaj atan kişiler size değil profil fotoğrafındaki insana ve yazdığınız yalan bilgilere mesaj atıyor... Bakalım Demet Akalın ablamız bu kişiler için neler demiş?


"- O şimdi kaf dağında ve kendinden çok emin... TABİ KADERİN HER ZAMAN SON BİR GÜLÜŞÜ VAR." ;)
  

  Değinmek istediğim bir diğer konu ise; ilişkileri olduğu halde yine de etrafta, sosyal medya da farklı farklı kişilerle bu kişilerin amaçlarını bilmelerine rağmen konuşmaları. Peki buradaki sorun kimde? Bazı olayların kolay tarafını kullanmak isteyen kişiler "-Tamam yaa sorun bende. Bitse de şu yazı kurtulsak." diye düşünüyorlar. Sizin için yapılacak bir şey kalmamıştır  zaten. Hemen şu anda bu sayfadan çıkıp sahte hayatlarınıza geri dönebilirsiniz. Ya da devamını okuyarak -belki- ve değişmeye karar vererek elinizdeki ile mutlu olmaya karar verebilirsiniz. Seçim sizin. 

  Her mantıklı insan gibi sizde değişmek isteyip burayı okuyorsanız sizlere istek ve azminizden dolayı teşekkür ediyorum. Meraktan okuyanlara da saygı duyuyorum bana saygı duydukları için(!). Sorunun bizde yani sevgili taraflarından sosyal medyayı farklı insanlarla cinsellik konuşmayanlar da olduğunu düşünürsek erkek arkadaşlarımızı bu duruma itmek için ne yapmış olabiliriz? 
1- İLGİSİZLİK: İlgisiz bir sevgili her zaman erkek arkadaşının veya kız arkadaşının başkaları ile konuşması durumuna hazırlıklı olmalıdır. Sevgili her zaman ilgi görmek ister. Önce sizden ilgi görmek ister. Eğer sizden ilgi göremiyorsa  3. şahıslara yönelir. Kişi zaten kendinin ilgili  olup olmadığını bilir. Eğer ilgiliyim diyorsanız diğer seçeneklere göz atalım....
2- CİNSEL HAYAT: İki sevgili birbirlerini deli gibi seviyor olabilirler fakat bu cinsel arzuları bastırmak demek değildir. Eğer ki siz cinsel ilişki istemiyorsanız erkek arkadaşınız veya kız arkadaşınız bu isteklerini (libidolarını) tabi ki farklı yollardan tatmin etmek isteyeceklerdir. Mastürbasyon ise her zaman yeterli olmayabilir. İnsanlar meraklıdırlar. Her konuda ve sadece mastürbasyon bu merakı bastırmak için yeterli olmayacaktır ve yine libidolarını ve meraklarını tatmin etmek için 3. şahıslara yöneleceklerdir. Eğer ki bu durumda da yeterli olduğunuzu düşünüyorsanız diğer seçeneğe bir göz atalım...
3- MADDİYAT: Bu durum insanların çokça karşılaştıkları bir durum. Şöyle ki eğer maddi yönden tatmin olmayan bir insan ile beraberseniz ya işinizi değiştirip daha fazla gelir edebileceğiniz bir iş bulmalısınız ya da sevgilinizden vazgeçmeniz gerekiyor olabilir. Çünkü sevgiliniz maddi isteği fazla olan biriyse ve siz bunu karşılayamıyorsanız ortada ciddi bir doyumsuzluk problemi vardır ve sevgiliniz yine yeniden 3. şahıslara yönelecektir. En basit ve tek çözüm ise konuşmaktır. Karşınızdaki insan eğer dinlemeyi seven biriyse ve ciddi manada sizi dinliyor ve dediklerinize kulak veriyorsa zaten siz onunla bu konuyu sakin bir şekilde konuştuktan sonra ortada sorun kalmayacaktır ve ilişkiniz tekrar mutlu mesut devam edecektir... Eğer sorun bu değilse bir diğer maddeye bakalım...
4- KENDİNİ İSPAT ETME: Eğer karşınızdaki insan sizin ondan üstün olduğunuzu düşünürse kendini ispat etmek isteyecektir ve 3. şahıslara başvurarak size "-Bak bende iyiyim. Bana da ilgi duyuyorlar!" gibi saçma sapan bir gösteriş içine girebilirler. Bu sorunun çözümü de ego şişirmeden geçer fakat daha kesin bir çözüm istiyorsanız her zaman olduğu gibi kişiyi karşınıza alıp farkların bir öneminin olmadığını ve her daim onunla olacağınızı  hissettirin. Farkların sizin için hiç bir öneminin  olmadığını anlatın. Eşşek değilse anlayacaktır ve ilişkiniz her zamankinden daha güzel bir şekilde devam edecektir... Bu da mı değil? 
5- DOYUMSUZLUK: Eğer karşınızdaki kişi doyumsuzun tekiyse ve siz artık yorulduysanız depresyona girmeyi göze alıp bir an önce kurtulmalısınız. Aksi taktirde ileri ki zamanlarda ilişkiniz çok  daha boktan bir  durum alacaktır ve sizin artık hiç gücünüz kalmayacaktır. Tabi  bu  derece önemli kararı almadan önce yine bir oturup konuşmanızda yarar var. Gerçekten o doyumsuz ve gereksiz kişilerden değilse size hak  verecektir, sizin onu ne kadar sevdiğinizin  ve onunda buna kayıtsız  kalmaması gerektiğini anlayacaktır  ve  bütün bunlara bir son verip hayatında sadece sizi bulunduracaktır. Bu da  değilse artık  sadece son 1 madde kalıyor geriye...
6- KORKU: Bu madde de %95 suçlu  sizsiniz. Eğer karşınızdaki kişiye hep yanında kalacağınızı hissetirmediyseniz ve bu kişi yalnız kalmaktan korkan biriyse siz gitmeden önce hazırlık amaçlı insanlarla tabi ki konuşmak isteyecektir. Yedekte olsun gibi saçma sapan dünyanın en orul orul  orrrrrospu çocuğunun düşüneceği bir düşünceye sahip olacaktır. Neden bu kadar sert  girdiğimi soracak olursanız; her ne kadar suçlu olsanız da bu hareket hem size hem de yedekte(!) olan kişiye bir hakarettir. Bu sefer konuşmak anlamsızdır. Artık durum tamamen hissetmek ve hissettirmekle alakalıdır. Eğer siz onun yanında gerçekten kalabileceğinizi düşünüyorsanız bunu hissedin. Doğal olarak karşınızdaki kişi de bunu hissedecektir ve diğer maddelerle ilgili bir sıkıntısı yoksa sizi sıkı sıkı saracaktır... 

  Tarzımın çok dışında bir yazı oldu... Eeee amaç  iç dökmek değil mi? Bu arada ikinci bölümdeki yazıların hepsini uyguladığınız taktirde hala durum değişmemişse Nutella stoğunuzu yapın ve o cehennemi getirecek olan mesajı atın... Çikolata mutluluktur... Çikolata huzurdur... Ve unutmayın eğer birisi pişmanlıklar içerisinde size döndüyse bu sizin  gururlanacağınız bir durum değil, tam alıp bağrınıza basacağınız bir durumdur. Eğer sevgiliniz ayrıldıktan sonra size dönmüşse onu daha çok sevin. Daha çok bağrınıza basın... O kişi size değer veriyordur... Her ne olursa olsun...

  Bi de yaş 22'yi geçince ergenlik diye bir şey kalmıyor insanda. Saçma sapan ergen triplerine  girmeyin o yaştan sonra. Çok yapmacık ve itici duruyor... O yaştan sonra dikkat çekmeye çalışmak hele ki böyle saçma sapan şekilde dikkat çekmek çalışmak aptallıktır. Yapmayın... 

                                                                                        Herkes Hak Ettiği Gibi Yaşıyor!
                                                                                                     HIRÇIN GAY


11 Eylül 2014 Perşembe

Ruhun Yansıması...

Merhaba Ballar...
  Bugün o deli dolu aşk hayatımdan bahsetmek yerine şuan ki ruh halimi açık açık gözler önüne seren ve dile getiren şarkıyı paylaşıp onun üzerinden yazmak istiyorum...
 
  Sağ elimi solumla avuttum... Boş yere... Hiç bu sözlerin derinliğini düşündünüz mü? Ya da yaşadınız mı? Bir diğer elini tutarken onu hayal etmek ne kadar zor hiç yaşadınız mı? Ben yaşadım...Çok zor bee.. Kelimelerle anlatılmaz. Yeteri kadar güçlü kelimeler yok bu durumu tarif etmek için...

  Halsiz, hissiz nasıl bu kadar loş? Gece insafsız... Benden bile sarhoş... Sabahladım 7 gece durmadan üst üste gittiği yerden arar diye... Çok vicdansız... Geceden bile sarhoş...

  Kızmam. El oğlu değilsin ki. Şahaneyim demedim ki. Olmadı. Kabul. Farkındayız en azından... Fazla. Hep dahasına meylimiz. Bakma. Bize düşman kendimiziz...

   Bir insan nasıl bu halsiz hissiz olabilir? Hayat gerçekten bir insanı bu hale getirebilir mi? İnsanı kör edebilir mi? İnsanların onu mutlu etmeye çalıştıklarını görmeyecek kadar kör edebilir mi? Eğer gerçekten yapabilirse hayattan korkmak gerekiyor. Hatta yaşamamız gerekiyor. Bu kadarı fazla bir insan için. En kötüsü de yapılanların ya da çabaların bi işe yaramadığını görmek. Bir kere aşık oldum hayatım boyunca. Sadece bir kere. Sadece 2 ay içerisinde başka insanlarda aşkın da sevginin de bitebildiğini gördüm. Başka başka insanlarda avunabildiklerini gördüm. Peki ben miydim anormal olan? Gerçek sevgi gerçek aşk  2 ay da bitebilir miydi? Bu kadar kolay mıydı? Bu kadar kolay olmak zorunda mıydı? Peki neden zorundaydı? Bir tavan düşünün. Her yerde soru işaretleri  uçuşuyor ve siz hiç birini yok edemiyorsunuz. Tam yok sayıp uyumak istiyorsunuz fakat soru işaretleri bu sefer başınıza  üşüşüyor. Delirmemek içten değil. Tam burada kim giriyor devreye? Tabi ki Toygar Işıklı...
Sanki elimi hiç bırakmamışsın gibi yokluğunda kendi kendime inandım, dayandım... Sanki kötü sonlu hiç hikaye yokmuş gibi sonumuzun iyi biteceğini varsaydım. Yalandı. Havalar da soğuk gidiyor bu aralar üşürsün sen bilirim. Aman  dikkat et aklına yazları getir. Ne olur ara sıra haberdar et... Pencerelerde bekletme... Hayatına elbet biri girecek. Mutlu ol onu ihmal etme. ACIMASIZSIN, İSYANKARSIN, VEFASIZSIN, RİYAKARSIN... HEM  GÜNAHSIZ HEM GÜNAHKARSIN... HAYAT GİBİ...

  Bu sözlerin  üstüne ne kadar yazı yazılır  açıkçası emin değilim  fakat söylenmek  istenen  her şey zaten açıkça söylenmemiş mi? Nasıl  bir  acı olduğu tarif edilebilecek en iyi  şekilde ifade  edilmemiş  mi?

  Bu iki  şarkıdan sonra daha ne yazabilirim, çektiğim çin işkencesini ne kadar anlatabilirim bilmiyorum. İlk yazımda da  belirtmiştim. İçimden  gelenleri de paylaşacağım  diye. Bu gece böyle... Anılar insanın peşini bırakmıyor... En  azından bazı insanların peşini bırakmıyor. Bazıları çok kolay yok sayıp  kendi kişisel zevklerini, tutkularını, arzularını ve şehvetlerini tatmin edebiliyorlar siz ellerinizi ellerinizle avuturken...

                                                                              Hayat Bazen Gerçekten Aşırı Adaletsiz Olabiliyor...
                                                                                                          HIRÇIN GAY