31 Aralık 2014 Çarşamba
Sex And The City Lubuns Edition, Part 2!
Hikaye tüm hızıyla devam ediyor... Kazulet Karı ile Nasıl tanıştılar? Ama önce karakterleri tanıyalım!
Grubun yani Sex And The City Lubuns Edition'un başı sayılan Mamiçka bir şirkette genel müdür olarak çalışıyor ve yaşı 27. Grubun sex bağımlısı olan üyesi Mercimek ise başka bir holdingde Halkla İlişkilerde çalışıyor ve 21 yaşında. Norveçine Bacı 24 yaşında ve başka bir holdingde Müdür Yardımcılığı görevini yapıyor. Hırçın Gay ise Bir holdingde İnsan Kaynakları departmanında çalışıyor ve yaşı 22. Kazulet Karı ise 24 yaşında ve bir mağazada kaçak işçi olarak depo görevlisi.
Güzel bir gündü ve lubunlar toplanıp dışarıya kahve içmeye ve adam kesmeye çıkmak için sözleşmişlerdi. Buluşma yeri olarak Broadway 1450 numaranın oradaki Starbucks'ı belirlediler. Buluşma yerine ilk giden Mercimek oldu ve beklemeye koyuldu. Bu sırada ikram edilen bedava deneme kahvesini de almayı ihmal etmedi. Sonrasında ise Hırçın Gay geldi ve saflık yapıp para ödeyerek kahve aldı ve Mercimek ile muhabbete başladı. Kapıdan Mamiçka göründü. İş yerinde tam bir dominant olan Mamiçka, dışarıda tamamen enerji ve hayat dolu birisiydi ve "Napıoyorsunuz kız orospular!!" diye bağırarak gruba dahil oldu. Grubun her zaman en halsizi ve en yorgun kişisi olan Norveçine yaklaşık 45 dakika sonra kapıda görüldü ve hiç istifini bozmadan gruba katıldı. Konu döndü dolaştı ve hepsi bir yerde çalışsaydı nasıl olur? konusuna geldi. Düşündüler. Aslında gayet mantıklı ve olabilecek bir şeydi bu. Hepsinin önceden iş hayatlarında deneyimleri vardı ve içlerinden biri (Mamiçka) Genel Müdürdü. Bu konuyu halletmek üzere anlaştılar ve oturdukları kafede yakışıklı çocuk olmamasından dolayı oradan kalkıp alışveriş yapmaya karar verdiler.
Grubun en deneyimlisi ve en çok gezeni olarak Mamiçka gruba bu konuda da liderlik yapmaya karar verdi ve hep beraber New York City sokaklarında alışveriş yapmaya koyuldular. Dört lubun yan yana sanki New York City onlarınmış gibi asalet ile yürümeye başladılar. Mamiçka üzerindeki Retro gömlek ve ispanyol paça pantolon ile 80'leri yaşatıyordu çevresine. Norveçine ise üzerine aldığı bir kürk ile elitliğini ve zenginliğini yansıtıyordu adeta. Mercimeğin pembe gömleği ve yırtık paça pantolonun uyumu tartışılamazdı bile. Son olarak Hırçın Gay kırmızı kazak, düz buz mavisi pantolonu ve 6 cm tabanı olan bir bot giyiyordu.
Times Meydanında bulunan H&M mağazasına girmeye karar verirler. Delice kıyafetleri süzdüler ve içlerinden hoşlarına gidenleri bir kadın edasıyla kollarına attılar ve deneme kabinlerinin yolunu tuttular. Deneme kabinlerinin önünde sıra beklerken bi anda siyah bir tulum içerisinde başında H&M yazılı şapkası ve şapkanın üzerine sarılı bir eşarp takan, elinde bir kaç koli ile Türkçe söylenerek giden bir lubun gözlerine çarptı ve onu dinlemeye başladılar. " Karılara bak hele! Alacaklarını almışlar, satacaklarını satmışlar bi de bana bakıyor orospular!" Tam o sırada Mamiçka "Kazulet Karı! bizde Türküz ayooooool!" diye bağırıverdi. O sırada Mercimek " Sikendaaaaaaalllll!" diye çığlık attı. Hırçın Gay ise ona orospu denmesinin şokunda olayları izliyordu. Olayları çok geç algılayan ve o sırada uyumak üzere olan Norveçine bacı Mamiçka'ya "Kaaargggaaaa şşiiimmddiii buuu ttüüürrkkmmüüüğğğ?" diye sordu. Kazulet Karı olayın şokuyla elindeki kolileri yere düşürdü ve "abbooouuwww hele garılara bak hele. Türkiye'den gelmişler burada orospilik yapiiler heaaa!" dedi. Hırçın Gay Kazulet Karıya yardım etmek için koşarak Kazulet Karının yanına gitti. Kazulet Karı ile kolileri toplarken Hırçın Gay'in saflığını fırsat bilen Kazulet Karı onlara yamanmak için Hırçın Gay ile gullüm yapmaya başladı. O sırada kıyafetleri deneyen Mercimek kabinden çıkarak " Bu varooooş ile ne işin var senin kıııızzz!! Basit bir işçi parçasıyla mı muhabbet ediyorsun!? ayhhh sikendaaalll!" diye çığlık atmaya başladı. Onu susturmaya çalışan Mamiçka bir yandan da Hırçın Gay'i yanına çağırıyordu. Çağrıyı duyan Hırçın Gay Mamiçka'nın yanına gitti ve Kazulet Karıyı da aralarına almak için onu ikna etmeye çalıştı. Mercimeğin bütün isyanlarına rağmen Kazulet Karıyı aralarına almaya karar verdiler. Bu sırada uyuklayan Norveçine uyandı ve ne olup bittiğini sordu. Bütün bu olaylar sırasında o çalan slow şarkının etkisi ile yorgunluğunu ön plana çıkarmıştı ve uyuklamaya başlamıştı ve olayların gidişatını kaçırmıştı. Mamiçka olayları anlatacağına söz verdi ve yine uyuması için ona kendi elindeki eşyaları yastık yapmasını önerdi. Bu öneriyi seve seve kabul eden Norveçine yine uyuklamaya başladı ve diğer grup üyeleri Kazulet Karı ile tanışmaya başladılar. Kazulet Karının kaçak çalıştığını öğrenen Mamiçka onu da şirketindeki boş çaycı kontenjanına yerleştirmeye karar verdi. Böyle bir mağazada çalışmaya devam ederse yakalanacağından emindi ve bunu istemedi. Müdürlüğünü yaptığı şirkette çalışan olarak gösterecekti onu ve Amerika'da sorunsuz yaşamasını sağlayacaktı. Bu olaya Hırçın Gay çok sevinirken şehirde bir varoşun daha olduğunu öğrenen ve hatta onun kendi gruplarında olacağını bilen Mercimek yıkılmıştı. Kendini toparlaması elbette uzun zaman alacaktı Mercimeğin. Ama alışacaktı er ya da geç. Tüm bunları duyan Kazulet Karı işletme sahibine giderek "Benim çalıştığım parayı verin haağğ! Ben çıkıyom işten. Bu iş yerinde düzen saygı yoktuuurr!" demeye başladı. Tabi işletmede ki supervisor Türkçe bilmediğinden dolayı iş yine Hırçın Gay'in başına patladı ve Hırçın Gay olayı gayet normal bir istifa gibi anlattı. Kazulet Karıya'da onun söylediklerini çevirdiğini ve onun da bir an önce İngilizce öğrenmesi gerektiğini anlattı. Çalıştığı 13 günün parasını alarak mağzadan grup ile çıkmak üzere Kazulet Karı hazırlanırken diğer grup üyeleri de Norveçine'yi uyandırma çabasına girdiler ve Norveçine uyandığında " Kaaaarrgggaaağğğğ beeennn bunnllaarııı aaaalllaaccaaağğğaaammm!!" diye söylendi ve kasaya gitti uyuklayarak. Grup kahkaha atarak Kazulet Karıyı bekledi. Kazulet Karı Deri Montu, boyunluğu ve dar paça pantolonu ile Mercimeğin "Tiksinç bir varoşsun!!" bakışını üstüne çekti. Fakat buna aldırmadan sanki grubun lideriymişçesine önden önden kasıla kasıla yürümeye başladı ve Sex And The City Lubuns Edition kadrosu tamamlanmış oldu. Mağazadan çıkıp kendilerini NYC'nin kollarına attılar...
Devamı için Part 3'ü beklemelisiniz... :)
30 Aralık 2014 Salı
Sex And The City Lubuns Edition...
Çooook uzun zamandır yazmadığımı fark ettim. Neden böyle oldu diye soracak olursanız cevabım: Sınavlar, Yazdığım tez, Özel hayatımın karmaşıklığı, Üniversitede ki son senemin vermiş olduğu gerginlik, Bilgisayar başına geçtiğimde sadece film izlemek, götümün büyüklüğü vs bahaneler sıralayabilirim. Aslında üşenmekte değil. Twitter hesabım üzerinden gayet aktif bir kullanıcıyım fakat buraya yazmaya uzun süre önce ara vermiştim... Belli bir sebebi yok... Neyse yazıma geçeyim artık. Bende sabırsızlanmaya başladım. Özlemişim yazmayı. :)
Başlığım size biraz garip gelmiş olabilir fakat son zamanlarda sıklıkla konuştuğum bir konu bu. Her şey çok yakın bir eşcinsel arkadaşımın Amerika'ya dil eğitimi almak için gitmesiyle başladı. Daha önce bir Amerika tecrübem olduğu için viber üzerinden sürekli olarak iletişim halindeydim ve onun psikolojisini biraz olsun rahatlatmak, biraz olsun onun Amerika'ya uyum sağlamasına yardımcı olmak istiyordum derken telefonda saatlerce konuşmaya başladık. O kadar çok konuştuk ki artık konuşacak konu kalmamıştı. Taaaa kii konu Sex And The City'nin New York'ta geçtiğine gelinceye kadar. Buradan vardığımız sonuç ise eğer biz de bir gün Amerika'ya onun yanına gidersek muhtemelen Sex And The City Lubuns Edition hayatı yaşayacağımız oldu. Geriye tek soru kalmıştı. Kim, hangi karakter olacaktı?
Öncelikle takma isimlerle bizim grubumuzu tanıtayım. Ben yani Hırçın Gay aşka ölesiye inanan ve onu bulmak için kıçını yırtan bir tipim. Annemiz var bir de bizden yaşça büyük olan kişi. Onun takma ismi ise Mamiçka ve kendisi şuan Amerika'da dil eğitimi alıyor. Meyk ap artistimiz var bir de. Norveçine Bacı. Elitliğin ta kendisi. Bir Nur Yerlitaş onun gerisinde kalır o derece. Hornet gülümüz ve hayatı dolu dolu yaşayan Mercimeğimiz var. Ama biri var ki içimizde en marjinali (Doğal haliyle marjinal) ve ilk cinsel ilişkisinde söylediği "Ben en azından namusumla, iffetimle verdim. Sizin gibi her önüme gelene vermedim." sözüyle akıllarımıza çivi yazısı gibi kazınan Kazulet Karı var. Takım bu ve hal böyle olunca rol dağılımı çok kolay oluyor.
Samantha Jones: Mercimek
Charlotte Goldenblatt : Norveçine
Miranda Hobbes : Mamiçka
Carrie Bradshaw : Hırçın Gay
Kazulet Karı : ( e marjinal demiştim zaten kendisi için. Bağdaştırabileceğim bir karakter bulamadım :) )
Hikaye New York City de 4 lubunun karşılaşması tanışması ve en son olarakta Kazulet Karıyı zor bela aralarına almalarını anlatıyor. (Marjinal kişilikler hep ya yanlış anlaşılırlar ya da ön yargıya kurban giderler ilk başlarda. Önemli olan bu yargıyı kırabilmekti onlar için ve onlar bunu çok kısa zamanda başardılar. Bravo onlara :) ) 4 lubun birbirlerini Mericimeğin Hornet sevdası sayesinde bulurlar ve çok iyi dost olurlar. Çünkü hepsi farklı karakterlerdedirler. Alışverişe çıktıkları bir gün bir mağazada Amerika'ya kaçak işçi olarak gelmiş olan Kazulet Karı ile karşılaşırlar ve hayatlarına gelen yeni bir renkle adeta farklılıkların birleşiminden oluşan bir grup haline gelmeyi başarırlar. bu beş lubun birbirlerine öyle bağlanırlar ki zaman içerisinde sonrasında kopmak onlar için imkansız hale gelir. Daha neler neler... Devamı gelecek...
21 Eylül 2014 Pazar
Aman Dikkat Arkadaşlar!
Sevgili Tırtıl arkadaşımın yazdığı bir yazı. http://bir-tirtil.blogspot.com.tr ise arkadaşımın blogu.
Tırtıl arkadaşım dolandırılmak üzerine hiç üşenmemiş çekinmemiş araştırmış soruşturmuş ve dolandırılan biri ile bir söyleşi yapmış. Gelecekte hatalar yapmamak adına bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Benden söylemesi. Ellerine sağlık arkadaşım. Gerçekten şahane bir yazı olmuş. Okuyan ve anlayan için tabi ki...
Bencillik Kötüdür, Paylaşmak İyidir...
HIRÇIN GAY
Çıldıralım... Bir tatilim böyle geçti...
Bugün aslında çok özel olan bir şarkıdan bahsedeceğim. Bu şarkı resmen biz kaşar gaylar için yazılmış bir şarkı. Her ne kadar yerim itibari ile bütün bunları yapamasam da yazın Bodrum'da olduğum zamanlar şarkıda ki bahsi geçen kelimelerin dibine vurmuşum. Şarkımız:
20 Eylül 2014 Cumartesi
Telefondan İlk Post, İlk Yazı, İlk Bişiler İşte...
Merhaba Canlar...
Telefondan da blog yazabileceğimi biliyorum artık. Bunun verdiği mutluluk ile doluyum suan ve bu yazıyı yatağımda telefonumdan yazıyorum. Imla kurallarina dikkat etmeye çalışıyorum elimden geldiğince. Neyse. Bu güzel haberden sonra artık nereden olursa olsun başınızın etini yiyebilirim. Kaldı ki telefon üzerinden normal bir tarayıcı kullanarak yine yazı yazabilirdim fakat telefondaki tarayıcıyı kullanmak için gözlerimin yeterli olmadığına kanaat getirdim. O yüzden de bu program çok işime yaradı açıkçası. Her ne kadar öyle büyük değişimlere ve ön izlemelere izin vermese de ya da -programı ezeceğim müsadenizle- ön izleme yapamasa da anlık gelişmeler olduğunda ve/veya tatilde olduğumda güncelleme yapmaya devam edebileceğim. Sanırım uyusam iyi olacak. Hayat burada hala sıkıcı. Iyi geceler ballar.
Teknoloji iyidir...
HIRÇIN GAY
Who You Are
Bugün playlistimde gezinirken durdum ve çok uzun zamandır ismini duyduğum fakat bir türlü koca kıçımı kaldırıp izleyemediğim Sweet November (Kasımda Aşk Başkadır) filmini izlemeye karar verdim. Filmi izledim fakat filmin çok farklı bir tesiri oluştu benim üzerimde. İlk başta amaaan ne boktan bi film lan. Sonu bi boka benzemiyor dedim. 5 dakika geçti hala aklım o sonda. Filmi izlemeden yazımı okuyan olursa diye de yazmıyorum sonunu. Neyse. Sonrasında playlistimden şarkı dinlemeye devam etmeye karar verdim. Karşıma gelen şarkı Jessie J - Who You Are. Neden bilmiyorum şarkının ritmi ve sözleri o filmden sonra beni çok etkiledi. Duygusallığımın uç noktalarında bir yerlerde benliğim bayrak dikmiş ve o bayrağın dibine kıvrılmış hıçkıra hıçkıra ağlıyor olduğunu fark ettim. Bu kadar derin hissettiğimi hatırlamıyorum daha önce. Yaklaşık 45 dakikadır bu şarkıyı dinliyorum. Tekrar tekrar tekrar... Sözlerini de paylaşmam gerektiğine karar verdim şuan. Belki dinlemek isteyen olursa diye de şarkıyı da paylaşacağım...
Why am I doing this to myself?
Losing my mind on a tiny error
I nearly left the real me on the shelf
No, no, no, no, no,no
Seeing is deceiving, dreaming is believing
It's okay not to be okay
Sometimes it's hard to follow your heart
Everybody's bruising
Just be true to who you are
Who you are, who you are, who you are no no no no no no
Who you are, who you are, who you are who you are who you are
I forgot what to do to fit the mold, yeah
The more I try the less it's working, yeah, yeah, yeah
'Cause everything inside me screams
No, no, no, no, no,no,no,no
Seeing is deceiving, dreaming is believing
It's okay not to be okay
Sometimes it's hard to follow your heart
Everybody's bruising
There's nothing wrong with who you are
Just go and leave me alone
Real talk, real life, good luck, goodnight
With a smile, that's my home; that's my home
no
No, no, no, no, no
Seeing is deceiving, dreaming is believing
It's okay not to be okay
Sometimes it's hard to follow your heart
Everybody's bruising
Just be true to who you are
Yeah, yeah, yeah
Kimsin Sen
Neden bunu kendime yapıyorum?
Ufak bir hatada aklımı kaybediyorum,
Neredeyse gerçek beni rafta terkediyorum...
"Hayır, hayır, hayır, hayır..."
Görmek aldatıcıdır, hayal kurmak inanmaktır,
İyi olmamak da iyidir...
Bazen kalbini takip etmek zordur.
Gözyaşları kaybettiğin anlamına gelmez, herkes yaralanır,
Sadece kim olduğun hakkında doğru ol
(Kimsin sen)x11
Formda olmak için ne yaptığımı unuttum, evet!
Ne kadar denersem, o kadar az çalışırım evet evet evet
Çünkü içimde her şey "hayır, hayır, hayır, hayır..." diye çığlık atıyor
Görmek aldatıcıdır, hayal kurmak inanmaktır,
Bazen kalbini takip etmek zordur.
Gözyaşları kaybettiğin anlamına gelmez, herkes yaralanır,
Kim olduğunla ilgili hiçbir yanlış yok!
"Woo" gibi, sadece git ve beni yalnız bırak!
Gerçek konuş, gerçek hayat, iyi aşk, iyi gece,
Gülümsemeyle...
Ben kendimim (ben kendimim) "hayır, hayır, hayır, hayır..."
Görmek aldatıcıdır, hayal kurmak inanmaktır,
İyi olmamak da iyidir...
Bazen kalbini takip etmek zordur.
Gözyaşları kaybettiğin anlamına gelmez, herkes yaralanır,
Sadece kim olduğun hakkında doğru ol
Evet, evet, evet
16 Eylül 2014 Salı
Yaşasın Bazı Heterosexüel Arkadaşlar...
Bir çok eşcinsel heterosexüel kişileri sevmez. Bunun nedeni olarak yanlış arkadaş seçimlerini görüyorum. Şöyle ki; bazı arkadaşlar vardır ki seninle sen olduğun için beraberlerdir. Bu insanlarla hayat o kadar kolaylaşır o kadar güzel olur ki yaşamaya doyamazsınız.
Yaklaşık 2 haftadır üniversite şehrimdeyim fakat 2 hafta cehennem gibi mi yoksa boş dipsiz bir kuyu gibi miydi? karar veremedim... Taa ki bugün henüz sabah gelmiş olan arkadaşlarımın bana kahvaltıya gelişine kadar. Evet. Hepsi heterosexüel. Ve tekrar evet. Hepsi benim "gerçekte" kim olduğumu biliyorlar. Henüz yargıladıklarını görmedim, duymadım. İşin garip yanı bir çok eşcinsel arkadaşımdan daha yakınlar bana. Gerçi en yakın arkadaşım olan ve kardeşimden de öte olan Varoş arkadaşım - yanlış anlaşılmasın. Varoş bizim kendi aramızda birbirimize kullandığımız lakap. Hepimiz birer varoşuz ve işin ilginç tarafı bu bize çok samimi geliyor. Samimi gelmeyenlere de selamlarımı yolluyorum. Sizi ilgilendirmez oturun oturduğunuz yerde.... - ilk öğrendiğinde okkalı bir tokat salladı bana olayın şoku ile ama zaman içerisinde hatta şoktan hemen sonra bağrına bastı ve hep yanımda olduğunu söyledi. Gerçekten de hep yanımda oldu. Hep destekledi beni ne yaparsam yapayım. Bende aynı şekilde onun yanında olmaya çalıştım tanıştığımızdan beri. İlk başta sadece ikimizdik. Sonra diğer yakın arkadaşlarımıza da söylemeye karar verdik. Çok yakın olan arkadaşlarım durumumu biliyorlar ve hepsi de destek oluyorlar sağ olsunlar. Belki de bu kadar sağlıklı düşünebilmeme sebep onlar. Farklı hissetmiyorum kendimi onların yanında. Farklı olmamalıyım da zaten. Ötekileştirilmiyorum. Her konuyu oturup konuşabiliyoruz ve bu sabah 2 haftadır - buraya geldiğimden beridir - kahkaha attığımı hatırlıyorum. Gülmekten gözlerimin yaşardığını hatırlıyorum. Peki bütün bu mutluluk neden? DOĞRU ARKADAŞ SEÇİMİ. İster heterosexüel olsun ister homosexüel, doğru arkadaşlar sizi hep bir adım daha ileri götürüyorlar. Sonraki adımlar için ise yardımcı oluyorlar.
Arkadaşlarımı gerçekten özlemişim. Hayat onlarsız gerçekten susuz bir çöl gibi. Gerçek arkadaşlar değerlidir. Onları üzmeyin. Benim içinde bulunduğum durumlarda değerleri daha iyi anlaşılabiliyor. Bu durumlara düşmeden önce değerlerini bilin... Bir sevgili bulmak çok kolaydır fakat bir dost bir arkadaş bulmak bir o kadar zordur. Gerçek manada. Şuan tek hissettiğim mutluluk ve yalnız olmadığım... Eğer karşınızdaki insanların sizin tercihlerinize saygı duymasını istiyorsanız önce sizde saygı duymayı bilin. Eğer "Amaaaaaan heterolarla işim olmaz benim. Eşcinsel arkadaş edinmeliyim ben." gibi düşünüyorsanız büyük bir yanılgıdasınız demektir. Tabi ki her eşcinsele gereklidir eşcinsel bir arkadaş fakat çevrenizde size saygı duyan hetero arkadaşlarınızın olması size güven verir. İyi hissettirir.
Arkadaşlar İyidir... Arkadaşlar Candır...
HIRÇIN GAY
13 Eylül 2014 Cumartesi
Katy Perry - Fireworks
Şu anda Katy Perry hakkında yazmak istedim. Bu güzel hatunu hepimizin tanıması gerektiğine karar verdim. Şayet kadın her durumda çok farklı. Yani diğer sanatçılardan. Gerçi Jessie J ile aynı kategoride yarışabilirler fakat Katy Perry'nin anlatım tarzı daha bir başka geliyor bana. ilk örneğimiz olan Katy Perry - Fireworks şarkısına bakabiliriz. Önce Katy Perry'i biraz tanıyalım isterseniz.
Katheryn Elizabeth "Katy" Hudson (d. 25 Ekim 1984), bilinen sahne adıyla Katy Perry, Amerikalı şarkıcı, şarkı yazarı ve oyuncu. Çocukluğunu dinî müzik dinleyerek geçirdi ve gençliğinde gospel tarzında bir kariyerin peşine düşerek ilk albümü Katy Hudson'ı 2001'de yayımladı. Ancak daha sonra dinî olmayan müzikler yapabilmek için Los Angeles'a taşındı. The Matrix ile ilerleyen yıllarda satışa sunulan ortak bir albüm kaydetti. Glen Ballard ile çalışarak bir albüm hazırladı ancak yapımcı şirketi yüzünden yayımlayamadı.
Nisan 2007'de Perry, Capitol Records'la albüm anlaşması imzaladı. İkinci albümü One of the Boys'ta yer alan "I Kissed a Girl" single'ı sayesinde 2008'de ün kazandı. Üçüncü albümü Teenage Dream'den çıkan "California Gurls", "Teenage Dream", "Firework", "E.T." ve "Last Friday Night (T.G.I.F.)" single'ları ABD Billboard Hot 100 listesinde bir numara oldu. Böylece, Billboard Hot 100'da liste başı olan beş şarkıyı içeren ikinci albüm ve bu unvanı yakalayan ilk kadın albümü olarak kayıtlara geçti. Mart 2012'de albüm, bir numaraya yükselen "Part of Me" single'ı da eklenerek Teenage Dream: The Complete Confection adıyla yeniden yayımlandı. Şarkıcının 2013'te çıkan dördüncü albümü Prism'dan ise Hot 100'da liste başı olan "Roar" ve "Dark Horse" single'ları yayımlandı.
Perry, bugüne kadar birçok ödül ve adaylık elde etti. Forbes tarafından 2011, 2012 ve 2013 yıllarında "Müzikte En Çok Kazanan Kadınlar" listesine dahil edildi. Dünya genelinde 11 milyon albüm ve 81 milyon single satarak tüm zamanların en çok satan sanatçılarıarasına girdi. Purr, Meow! ve Killer Queen parfümlerini satışa sundu. Temmuz 2012'de, bir sanatçı olarak kendisinin hayatına odaklanan ve İngiliz oyuncu Russell Brand ile 2010'ların başında yaptığı evliliğin dağılmasını konu alan belgesel filmi Katy Perry: Part of Me'yi yayımladı.
Kaynak!
İsterseniz devamını kaynaktan da okuyabilirsiniz.
Gelelim şarkıya. Öncelikle şarkının klibini izleyelim ve şarkıyı dinleyelim. Sonrasında şarkının sözleri ve çevirisi üzerinden yorum yapacağım...
Do you ever feel
Like a plastic bag
Drifting through the wind
Wanting to start again
Do you ever feel
Feel so paper-thin
Like a house of cards
One blow from caving in
Do you ever feel
Already buried deep
Six feet under
Screams but no one seems to hear a thing
Do you know that there's
Still a chance for you
'Cause there's a spark in you
You just gotta
Ignite the light
And let it shine
Just own the night
Like the Fourth of July
'Cause baby, you're a firework
Come on show them what you're worth
Make them go, "Oh, oh, oh"
As you shoot across the sky
Baby, you're a firework
Come on let your colors burst
Make them go, "Oh, oh, oh"
You're gonna leave them all in awe
You don't have to feel
Like a waste of space
You're original
Cannot be replaced
If you only knew
What the future holds
After a hurricane
Comes a rainbow
Maybe the reason why
All the doors are closed
So you could open one
That leads you to the perfect road
Like a lightning bolt
Your heart will glow
And when it's time you know
You just gotta
Ignite the light
And let it shine
Just own the night
Like the Fourth of July
'Cause baby, you're a firework
Come on show them what you're worth
Make them go, "Oh, oh, oh"
As you shoot across the sky
Baby, you're a firework
Come on let your colors burst
Make them go, "Oh, oh, oh"
You're gonna leave them all in awe
Boom, boom, boom
Even brighter than the moon, moon, moon
It's always been inside of you, you, you
And now it's time to let it through
'Cause baby, you're a firework
Come on show them what you're worth
Make them go, "Oh, oh, oh"
As you shoot across the sky
Baby, you're a firework
Come on let your colors burst
Make them go, "Oh, oh, oh"
You're gonna leave them all in awe
Boom, boom, boom
Even brighter than the moon, moon, moon
Boom, boom, boom
Even brighter than the moon, moon, moon
Kaynak!
Çeviri:
Havai fişek
Hiç rüzgarla sürüklenen
Ve baştan başlamayı dileyen
Plastik bir poşet gibi hissettin mi ?
Hiç kağıttan yapılmış
Üfleyince yıkılacak
Bir ev gibi hissettin mi ?
Hiç yerin 6 kat dibine gömülmüşün ve
Bağırdığın halde kimse duymuyormuş gibi hissettin mi ?
Biliyor musun,hala bir şansın var senin
Çünkü içinde bir kıvılcım parlıyor
Onu ateşlemen yeterli,bırak ışısın
Geceyi ele geçir,4 Temmuz gibi
Sen bir havai fişeksin
Hadi,göster onlara neye layık olduğunu
Onları kendi hallerine bırak
Gökyüzünde gezinirken
Sen bir havai fişeksin
Hadi,renklerini açığa çıkar
Onları kendi hallerine bırak
Bırak ki düşsünler
Kendini yer israfı gibi düşünmene gerek yok
Sen orijinalsin ve yerin doldurulamaz
Keşke geleceğin neyi getireceğini bilsen
Fırtınadan sonra gökkuşağı elbet gözükecek
Belki sorunun bütün kapıların kapalı olması
Ama sen seni en iyi çıkışa götürecek olanı açabilirsin
Yanan bir ok gibi fırlayacak kalbin
Zamanı geldiğinde anlayacaksın
Onu ateşlemen yeterli,bırak ışısın
Geceyi ele geçir,4 Temmuz gibi
Sen bir havai fişeksin
Hadi,göster onlara neye layık olduğunu
Onları kendi hallerine bırak
Gökyüzünde gezinirken
Sen bir havai fişeksin
Hadi,renklerini açığa çıkar
Onları kendi hallerine bırak
Bırak ki düşsünler
Boom, boom, boom
Aydan bile daha çok parlayacaksın
Hep içindeydi
Şimdi dışarı çıkarmanın vakti geldi
Sen bir havai fişeksin
Hadi,göster onlara neye layık olduğunu
Onları kendi hallerine bırak
Gökyüzünde gezinirken
Sen bir havai fişeksin
Hadi,renklerini açığa çıkar
Onları kendi hallerine bırak
Bırak ki düşsünler
Boom,boom,boom
Aydan bile daha çok parlayacaksın
Boom,boom,boom
Aydan bile daha çok parlayacaksın
Kaynak!
Çevirisini de verdim. Artık eşşek değilsiniz ya anlarsınız ne demek istediğini hatunun. Hani bazı insanlar vardır çevremizde. Hani gerek fiziksel özellikleriyle gerekse duyguları yüzünden dışladığımız insanlar. Katy bu şarkıda onlara güç vermek istemiş. Gayette başarılı olmuş. Unutmayın herkes orjinaldir ve yerine hiç bir şey konulamaz... Okuduğumuz üzere Katy Perry'den de bir zamanlar bu kadar şöhret başarı beklenmezdi ilk zamanlarda fakat şimdi ki zamana bakacak olursak çok başarılı ve bir çok ödül almış bir sanatçı. İnsanların ileride ne olacaklarını, nereye geleceklerini göremeyiz, bilemeyiz. Şarkıdan yola çıkacak olursak havai fişekte yanıp patlamadan bir hiçtir. Fakat yanıp patladıktan sonra herkes hayran olur... Bu insanlar için tek bir kıvılcım yeterlidir ve sonrasını hayranlıkla izleyebilirsiniz. Su olmayın bu insanlar için. Kıvılcım olun, onlara güç verin ki o insanlar patladıktan sonra kenara çekilip pişmanlıklar içerisinde değil de belki hayranlık içerisinde onları izleyebilesiniz. Şuan için söylemek istediklerim bunlar...
Havai Fişekler Gökyüzünü Aydınlatırlar! HIRÇIN GAY
Lanet Olası Eşcinselken Homofobik Olanlar...
Çok canım yanıyor. Çok içim acıyor canlar. Bazı kendi aralarında LGBT kuran arkadaşlar diğer arkadaşların gizliliğine önem vermeden kendi aralarında bunu paylaşıyorlar. Tamam. Bunu daha önce de görmüş ve bizzat yaşamıştım. İnsanların hayatlarına müdahale edildiğini hiç düşünmeden yapılan bu davranış insanların içlerine çekilmesine ve yeni insanlarla tanışmalarına engel oluyor. Henüz yaşadığım bir olayı yazacağım fakat dışarıda yağmur başladı ve pencereleri kapatmam lazım. 1 dakka...
Sigara? - Hazır. Teatone? - Hazır. Soda? -Hazır. Camlar? -Kapandı. Ready? Set? GO!!
Nerede kalmıştım? Evet. Küçük gay grupların içerisindeki dedikodular. Bu dedikodular insan yaşamını inanılmaz derecede etkileyebiliyorlar. İnternette bugün bi arkadaş ile tanıştım ve uzunca muhabbet etme şansım oldu. Eşcinsellik cinsellik değildir. Bunu bütün eşcinsel arkadaşların bilmesi gerekiyor ki bu hayat bizim için daha yaşanabilir bir yer olsun... Arkadaşla konuşmaya başladık ve konuşmanın bir yerinde evime davet etmek istedim. Ne de olsa benim yaşımdaydı ve bende burada eşcinsel olarak artık yalnız biriydim. Herkes eşcinsel bir dosta ihtiyaç duyar eğer bir eşcinselse. Aldığım cevap çok alışıldık bir cevaptı. Olay çekinmesiydi. Çekinmesinin nedenini sorduğumda altında dağlar kadar büyük fakat Iceberg gibi suyun altında kalan bir sorunun ortaya çıkmasına şahit oldum. Daha önceleri arkadaşım böyle bir şey yapmış. Sonuç? Bu buluştuğu eşcinsel arkadaşı kendi grubunda söylemiş bu durumu ve unutmayın: dostunuzun dostu vardır. Bu durum bu şekilde uzamış gitmiş ve doğal olarak günümüz Türkiye'sinde rezil gibi hissetmiş. Bu dedikoduyu yapan arkadaş tam olarak ne amaçlamış olabilir? Öncelikle onu çözümlememiz gerekiyor.
1- Öz Güven: Farklı bir eşcinsel ile tanıştığı için bunu kendi grubunda söyleyerek öz güven tazelemek istemiş olabilir. Unutmayın öz güven tazelemenin sırları açıklamaktan başka yolları da var. Bu yolları araştırın.
2- Grup İçerisinde Seviye Olarak Yükselmek: Evet. Grubunuz seviyesiz ise o grup içerisinde bu davranışınız ile zaten yükselirsiniz. Fakat dışarıda inanamayacağınız düşüşler yaşarsınız ki siz de o grupla yatıp kalkıp nefes almıyorsunuz. Dış çevrenizi düşünün...
3- Başarılı Olma İsteği: Bu ister bir eşcinsel grupta olsun ister normal bir hetero grupta olsun aynıdır. Bir başkası ile flört olarak dahi olsa buluşmak ve bunu tüm detayları ile arkadaşlara anlatmak onlara başarı hissi verir. Verdiği başarı hissi ise geçicidir ve bu durumda çevreniz sizin başarınız ile değil yaptığınız ayıp ile bakmaya başlar. özellikle eşcinsel gruplarda yapılan bu olay en az sizin kadar buluştuğunuz kişiyi ve onun hayatını da etkiler. Sadece saygılı olmalısınız bu gibi durumlarda. Karşıda ki kişi gizli kalmak istiyorsa tamamen onun tercihidir ve de gizli kalmalıdır.
4- Empati Yeteneğinden Yoksunluk: Bu tip insanlar korkulacak türden olan insanlardır ve çevrelerinde sadece kullanılırlar. Her çeşit şey için. Paraları için, verecekleri laflar için, başkalarını rezil etmek için. Bu insanlar kendilerini o kadar önemli hissederler ki empati kurmaya gerek bile duymazlar... Eğer bir insanın böyle olduğunu düşünüyorsanız topuklarınızı götünüze vurdura vurdura oradan uzaklaşın. O insanlar için yapılacak pek bir şey yoktur. Psikolog şarttır.
5- Heyecan Arayanlar: Bu tipler tamamen can sıkıntısından dolayı yaparlar buluşma işlerini ve bunu bir marifetmiş gibi de insanlara söylemekten çekinmezler... Bunun diğer insanlara da heyecan vereceğini düşünürler fakat ne kadar süreceği konusunda bir fikirleri yoktur. Onlara kattığı heyecanın çok uzun vadede süreceğini ve bu yüzden onları sürekli seveceklerini sanırlar...
Aklıma gelen tipler bu şekildedir ve bu tipler mümkün olduğunca uzak durulması gereken tiplerdir. Uzak duramıyorsanız da konuşarak halletmeye çalışmalısınız. Unutmayın! Şiddet hiç bir zaman çözüm değildir. Aksine durumun daha negatif olmasına neden olur.
Unutmayın okyanusa düşen bir damlanın yaptığı dalgalar başka bir yerde tsunami olabilir. Ya da bir yerde kanat çırpan kelebek başka yerde fırtına yaratabilir. Sizin küçük bir dedikodu diye nitelendirdiğiniz şey başkaları için hayatlarının en kötü zamanlarını yaşamasına neden olan bir felaket olabilir. Başkalarının hayatına saygılı olun ki insanlar da sizin hayatınıza saygılı olsunlar. Daha da önemlisi size saygı duysunlar.
Dedikodu yapmayınız. Yapanları uyarınız. Kıyafetler hakkındaki dedikodulardan bahsetmiyorum. Onlar en sevdiğimden. Yakışmamışsa kendimce yorumumu yaparım tabi ki. Karışamam. Saygı duyarım ama içten içe de yorumumu yaparım! NET!
Ben Yağmura karşı TV izleyip Kahve içeceğim... Ayıptır söylemesi yağmur çok güzel.... He birde dedikodular yüzünden şimdiden kaybettiğim gelecekteki arkadaşım için yas tutacağım...
Dedikodunun Siyahı Beyazı Olmaz!(Kıyafet Hariç!)
HIRÇIN GAY
12 Eylül 2014 Cuma
Derdiniz ne sizin?
11 Eylül 2014 Perşembe
Ruhun Yansıması...
Bugün o deli dolu aşk hayatımdan bahsetmek yerine şuan ki ruh halimi açık açık gözler önüne seren ve dile getiren şarkıyı paylaşıp onun üzerinden yazmak istiyorum...
Sağ elimi solumla avuttum... Boş yere... Hiç bu sözlerin derinliğini düşündünüz mü? Ya da yaşadınız mı? Bir diğer elini tutarken onu hayal etmek ne kadar zor hiç yaşadınız mı? Ben yaşadım...Çok zor bee.. Kelimelerle anlatılmaz. Yeteri kadar güçlü kelimeler yok bu durumu tarif etmek için...
Halsiz, hissiz nasıl bu kadar loş? Gece insafsız... Benden bile sarhoş... Sabahladım 7 gece durmadan üst üste gittiği yerden arar diye... Çok vicdansız... Geceden bile sarhoş...
Kızmam. El oğlu değilsin ki. Şahaneyim demedim ki. Olmadı. Kabul. Farkındayız en azından... Fazla. Hep dahasına meylimiz. Bakma. Bize düşman kendimiziz...
Bir insan nasıl bu halsiz hissiz olabilir? Hayat gerçekten bir insanı bu hale getirebilir mi? İnsanı kör edebilir mi? İnsanların onu mutlu etmeye çalıştıklarını görmeyecek kadar kör edebilir mi? Eğer gerçekten yapabilirse hayattan korkmak gerekiyor. Hatta yaşamamız gerekiyor. Bu kadarı fazla bir insan için. En kötüsü de yapılanların ya da çabaların bi işe yaramadığını görmek. Bir kere aşık oldum hayatım boyunca. Sadece bir kere. Sadece 2 ay içerisinde başka insanlarda aşkın da sevginin de bitebildiğini gördüm. Başka başka insanlarda avunabildiklerini gördüm. Peki ben miydim anormal olan? Gerçek sevgi gerçek aşk 2 ay da bitebilir miydi? Bu kadar kolay mıydı? Bu kadar kolay olmak zorunda mıydı? Peki neden zorundaydı? Bir tavan düşünün. Her yerde soru işaretleri uçuşuyor ve siz hiç birini yok edemiyorsunuz. Tam yok sayıp uyumak istiyorsunuz fakat soru işaretleri bu sefer başınıza üşüşüyor. Delirmemek içten değil. Tam burada kim giriyor devreye? Tabi ki Toygar Işıklı...
Sanki elimi hiç bırakmamışsın gibi yokluğunda kendi kendime inandım, dayandım... Sanki kötü sonlu hiç hikaye yokmuş gibi sonumuzun iyi biteceğini varsaydım. Yalandı. Havalar da soğuk gidiyor bu aralar üşürsün sen bilirim. Aman dikkat et aklına yazları getir. Ne olur ara sıra haberdar et... Pencerelerde bekletme... Hayatına elbet biri girecek. Mutlu ol onu ihmal etme. ACIMASIZSIN, İSYANKARSIN, VEFASIZSIN, RİYAKARSIN... HEM GÜNAHSIZ HEM GÜNAHKARSIN... HAYAT GİBİ...
Bu sözlerin üstüne ne kadar yazı yazılır açıkçası emin değilim fakat söylenmek istenen her şey zaten açıkça söylenmemiş mi? Nasıl bir acı olduğu tarif edilebilecek en iyi şekilde ifade edilmemiş mi?
Bu iki şarkıdan sonra daha ne yazabilirim, çektiğim çin işkencesini ne kadar anlatabilirim bilmiyorum. İlk yazımda da belirtmiştim. İçimden gelenleri de paylaşacağım diye. Bu gece böyle... Anılar insanın peşini bırakmıyor... En azından bazı insanların peşini bırakmıyor. Bazıları çok kolay yok sayıp kendi kişisel zevklerini, tutkularını, arzularını ve şehvetlerini tatmin edebiliyorlar siz ellerinizi ellerinizle avuturken...
Hayat Bazen Gerçekten Aşırı Adaletsiz Olabiliyor...
HIRÇIN GAY


















